Her biri farklı anlam ifade etse de, toplumun geneli tarafından aynı anlamda kullanılmaktadırlar. Oysa 'sakat' kelimesi, vücudunda hasta veya eksik bir uzuv/organ olma halini, yani fizyoanatomik bir durumu ve vücudun organını kaybetmesi durumunu ifade ederken, 'engelli' kavramı, günlük yaşama dair temel (eğitim, ulaşım, erişim vb) planlamalar yapılırken (herkesin göz önüne alınmaması sonucu) sakatların mağdur duruma düşürülmesini ifade eder. Bir başka ifadeyle, herkesin kolayca yararlandığı haklardan (toplu ulaşım, eğitim, kamu binalarından/hizmetlerinden vb.) yararlanamama durumunda sakatlığın değil, engellenmişliğin/engelleyenin sorunsallaştırılması için 'engelli' kavramı yaratılmıştır.
1983 yılında, ILO’nun kabul ettiği, ‘Engellilerin Mesleki Rehabilitasyon ve İstihdamı Sözleşmesi’nin 1. bölümünde yer alan tanıma göre, ‘engelli’ terimi, uygun bir iş temini, muhafazası ve işinde ilerlemesi hususundaki beklentileri, kabul edilmiş fiziksel veya zihinsel bir özür sonucu önemli ölçüde azalmış olan bir bireyi ifade etmektedir.
Engellilik ise, doğuştan veya sonradan olma herhangi bir hastalık veya kaza sebebiyle kişinin bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal fonksiyonlarında belirli bir oranda sürekli azalma ve kayıplara sebep olan, organ yokluğu veya bozukluğu sonucu normal yaşama gereklerine uyum sağlama ve günlük ihtiyaçlarını karşılamada güçlük çekme şeklinde tanımlanmaktadır.
Diğer taraftan, 13.08.1998 tarih ve 23432 sayılı Resmi Gazetede yayınlanıp yürürlüğe giren yönetmelikte ise ‘özürlü’ tanımı, ‘Doğuştan ya da kaza etkisi ile altı aydan fazla süren sağlık bozukluğu sonucunda meydana gelen bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini % 40 ve üstünde bir oranda kaybeden birey’ şeklinde yapılmaktadır.
Yukarıda yer alan tanımların ışığında ‘zihinsel engelli’ tanımını şu şekilde yapabiliriz: ‘Zihinsel olarak belli bir oranda ve devamlı bir şekilde fonksiyon yürütme kaybı veya aksaklığı taşıyan ve bunu normal hayatına yansıtarak faaliyetlerini gerekli şekilde yapamayan bireyler’dir.
Teknik anlamda zihinsel engelli, bir tanıma göre ‘0-75 IQ arasında yer alan kişiyi ifade eder. Bir başka sınıflandırmada ise zeka geriliği:
§ IQ : 50-69 olanlar: Hafif
§ IQ : 35-49 olanlar: Orta
§ IQ : 20-34 olanlar: Ağır
§ IQ : 20’nin altında olanlar ise ‘Çok Ağır’ şeklinde tanımlanmaktadır.
Toplumun bir çok kesiminde çok yanlış değerlendirmelere ve adlandırmalara maruz bırakılan, ‘deli’ veya ‘geri zekalı’ olarak nitelenerek dışlanan zihinsel engelliler, yukarıda belirtilen hafif, orta, ağır ve çok ağır engellilik kategorilerine göre ömürleri boyunca zeka yaşları ve kategorilerinin gösterdiği yaşta kalan bireylerdir. Bu yüzden onları ‘deli’ olarak nitelendirmek, onlara yapılan en büyük haksızlıktır. Kaldı ki ‘geri zekalı’ veya ‘özürlü’ yakıştırmaları bile onları negatif şekilde etkileyen ifadeler olduğundan, onların yerine ‘engelli’ teriminin kullanılması daha uygun olmaktadır.
Zihinsel engelliler, deli olmadıklarından zeka kategorilerine göre sınırlı da olsa anlama ve algılama kabiliyetlerine sahiptirler. Hafızaya kaydettiklerini bazen unuturlar, ancak bilhassa IQ’lari 50 ile 69 arasında olanlar, görsel olayları kolay unutamazlar. Zihinsel engelliler hassastır, duyarlıdır, kendilerine nasıl yaklaşılırsa onlar da öyle davranırlar.
Zihinsel engellilerin her şeyi öğrenmesi, her zaman mümkün değildir. Onların öğrenmeleri gereken şeyin, kendi başlarına yaşamlarını sürdürebilmesine yetecek bilgiler ve beceriler olması gerekir. Dikkat yetenekleri kısa sürelidir ve aynı zamanda dağınıktır. Bu durum, aileden kaynaklanan bir güdüleme eksikliği ile de açıklanabilir. Birçok zihinsel engellinin aile özelliği, çok çocuklu, alt sosyo-ekonomik düzeyde ve yoksul olarak görülmektedir. Bu aileler, günlük yaşam mücadelesi içinde zihinsel engelli çocuklarına özen ve dikkat gösteremezler ve çocuğun gelişimi ilgisizlik sebebiyle aksar.
Zihinsel engelli olanların ihtiyaçları, normal insanlarınkinden farklı değildir. Temel yaşam ihtiyaçları, sevgi, bağlanma ve ait olma ihtiyacı, kendini ispatlama ihtiyacı, sevme ve sevilme ihtiyacı, evlilik ve neslini devam ettirme ihtiyacı söz konusudur ve bu istekler çoğu zaman normal insanlardan çok daha fazla şiddetlidir. Onların bu yönleri iyi kanalize edilirse veya şiddetli arzularına göre uygun motivasyon sağlanırsa, istendik becerileri elde etmeleri ve bu becerilerine göre istihdam edilmeleri gerçekleştirilebilecek, böylece engellilerin topluma kazandırılması hızlandırılmış olacaktır. Bu sayede:
§ Engellilerin ailelerinin yükü hafifletilmesi,
§ Tüm sosyal haklardan faydalanmaları,
§ Toplumdan dışlanmaları önlenecek.
Engellilerin engelsiz yaşama taleplerinin artması ve toplumun giderek bilinçlenmesine paralel olarak toplum hayatına katılmalarını kolaylaştıracak kanun, yönetmelik ve kurumlar çoğalıp gelişmektedir. Türkiye Sakatlar Derneği toplumu bilinçlendirmek ve bilgilendirmek üzere çalışan başlıca kuruluştur, sakat haklarına yönelik kanunların yürürlüğe girmesinde önemli rolü olmuştur. Bu kanunlardan bazıları şunlardır:
· İş Kanunu, orta boy işletmelere, engelli işçilere uygun iş verme zorunluluğu getirir;
· İl Özel İdaresi Kanunu, özürlülerin oy kullanmasına yönelik kolaylıkları düzenler;
· 25369 sayılı yönetmelik, işyeri bina ve eklentilerinde alınacak sağlık ve güvenlik önlemlerini belirtir.
İstanbul'da Bakırköy ve Kadıköy yerel yönetimleri engellilere yönelik hizmetler sunmaktadır. Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu ve İşitme Engelliler Spor Federasyonu engellilerin spor faaliyetlerine katılmalarına önayak olan kuruluşlardır. Başkent Görme Engelliler Spor Kulübü ve Bursa Sağırlar Spor Kulübü Derneği de engellilerin spor faaliyetlerine olanak sağlayan kurumlar arasındadır. Türkiye'de engellilere yardım amacıyla kurulmuş pek çok vakıf mevcuttur
M.E.B. ve özel eğitim kurumları
Milli Eğitim Bakanlığı, tüm öğrencilerin birarada olduğu karma eğitim veren okulların yanı sıra aşağıda temel başlıkları sıralanan kurumlarda özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti vermektedir.
· - Görme Engelliler Okulları
· - İşitme Engelliler İlköğretim Okulları
· - İşitme Engelliler Meslek Liseleri
· - Ortopedik Engelliler İlköğretim Okulları
· - Ortopedik Engelliler Meslek Liseleri
· - Eğitilebilir Zihin Engelliler Okulları
· - Öğretilebilir Zihin Engelliler Okulları
· - Yetişkin Zihin Engelliler İş Eğitim Merkezleri
· - Otistik Çocuklar Eğitim Merkezleri
· - Kaynaştırmalı eğitim okulları
· - Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM)
· - Hastane İlköğretim Okulları
· - Rehberlik ve Araştırma Merkezleri (RAM)
· - İlk öğretim okullarında özel sınıflar
· - Sipastik özürlü ilköğretim ve orta öğretim okulları Genel sorunlar
Engelli hakları kavramı engelli kişilerin yaşam seviyesini artırmayı amaçlar. Amerika'da 1970'lerde ortaya çıkıp başka ülkelere yayılan Bağımsız Yaşam (Independent Living) hareketi, engelli kişilerin kendileri hakkındaki imajlarını, örgütlenmelerini ve ülkelerinin toplumsal politikalarını etkilemiştir. Bu yönde mücadele veren bazı kişiler, sağlıklı pek çok kişinin de hayatlarının bir noktasında kaza, hastalık veya geç gelişen kalıtsal bir durumdan dolayı engelli duruma düşebileceğini hatırlatmak için "geçici olarak gücü kuvveti yerinde" (İngilizce temporarily able-bodied) terimini kullanırlar. Kalkınmış ülkelerde engellilikle ilgili gündemde artık engellilerin bakımının mali boyutu değil, onların toplum hayatının her boyutuna katılıp katkıda bulunabilmesine olanak sağlama konusu vardır. |