ENGELLİLERİN ÇALIŞMA HAKKI
Engellilerin Mesleki Rehabilitasyonu ve İstihdamına ait 159 sayılı Sözleşme’yi kabul eden Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 49. maddesine göre, ‘Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.’ Yine aynı maddenin açıklama kısmında, ‘....işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam oluşturmak ve çalışma barışını sağlamak için (devlet) gerekli tedbirleri alır’, denmektedir. Diğer taraftan, Anayasanın 61. maddesindeki ‘sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler’ ifadesininin açıklama kısmında, ‘Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır’ ibaresi düşülerek ‘engelliler’ in de normal insanlar gibi toplumsal, sosyal ve ekonomik haklara sahip olduğu vurgulanmaktadır.
Yukarıda belirtilen haklar çerçevesinde, engellilerin (özellikle daha fazla desteğe ihtiyaçları olan zihinsel engellilerin) de, diğer normal insanlara tanınan çalışma haklarından optimum düzeyde faydalanmaları sağlanmalıdır. Engellilere tanınan istihdam tahsisatının içinde zihinsel engellilere de yer verilmelidir. Zira zihinsel engellileri hiçbir işletme çalıştırmak istememektedir. Bu konuda bazı işletme sahipleri, ‘Körleri çalıştırırım ancak geri zekalıları çalıştırmam’ şeklinde hitap ve edep kurallarını çiğneyerek görüşler belirtmektedirler. Bu durumun değiştirilmesi ve zihinsel engellilerin topluma uyum çalışmalarının yanısıra , toplumun zihinsel engellilere bakış tarzının değiştirilmesi faaliyetlerine de yer verilmesi gerekmektedir.
GELİŞMİŞ ÜLKELERDE VE ÜLKEMİZDE ZİHİNSEL ENGELLİLER İÇİN YÜRÜTÜLEN İSTİHDAM FAALİYETLERİ
İnsana ve insanın çalışma hakkına saygılı olan bir sosyal devlet anlayışına sahip olan ülkeler, ‘Kişinin ekonomik ve sosyal temel hak ve hürriyetlerinden faydalanmasını engelleyen sebepleri ortadan kaldırmakla görevlidir. Bu tür ülkeler, sadece normal insanlar için değil engelliler için de bir takım sosyal politika tedbirleri almakla mükelleftir. Sosyal politikanın amacı ise:
§ Kapitalist ekonomi içinde oluşan sosyal guruplar (işçi-işveren) arasındaki istihdamla ilgili ilişkileri düzenleyerek ‘sosyal barışı’ sağlamak,
§ Üretimi meydana getiren üretim faktörleri arasında adil bir gelir dağılımını koruyacak tedbirleri alarak toplumda ‘sosyal adaleti’ sağlamak,
§ Artan üretimden o ülkede yaşayan, çalışan veya çalışamayacak durumda olan yaşlı, sakat, çocuk, hasta vb. gibi herkesin faydalanabilmesini kolaylaştıracak ‘sosyal refahı’ sağlamaktır.
Bu yüzden, sosyal devlet anlayışına sahip olan ülkeler, normal insanların yanı sıra ‘engelli’ vatandaşlarının da istihdam haklarından faydalanmaları için ciddi anlamda tedbirler almıştır. Gerek işgücü eğitimi alanları açma konusunda, gerekse istihdam konusunda sistematik ve etkin faaliyetler sürdürmeyi prensip haline getirmişlerdir.
TÜRKİYE’DE ZİHİNSEL ENGELLİLER İÇİN UYGULANAN FAALİYETLER
Zihinsel engelliler konusundaki faaliyetlere oldukça geç başlayan Türkiye’de, ilk olarak 1960’lı yıllarda ilk okullar bünyesi içinde öğretilebilir çocuklar için özel sınıflar açıldı. 1985’te 517 adet özel sınıf, 6851 öğretilebilir çocuğun eğitim göreceği kapasiteye ulaşmıştı. O yıllarda zeka düzeyi (IQ) 50’nin altındaki engellilik derecesi, bir tıp sorunu kabul ediliyordu bu yüzden eğitim programı dışında bırakılmıştı. Hatta, ağır zihinsel engelli çocuklar için eğitim metotları geliştirilmemiş ve eğitimle ilgili kurum ve kurluşlar oluşturulmamıştı.
Zeka düzeyi (IQ) 50'nin altında öğretilebilir çocukların eğitimi 1970'de Öğretilebilir Çocukları Koruma Derneği'nin , Ankara Sağlık Sokak'taki kiralık binasının bir odasında dört öğrenci ile başladı. Uygulanan eğitim programının amacı zeka düzeyi 50'nin altında öğretilebilir çocukların da kendi kendine yetebilir ve eğitim alabilir duruma getirilebileceğini kanıtlamaktı. 5-10 yaş grubu arasında öğretilebilir çocukların eğitimi, kısa sürede olumlu sonuç vererek ailelerde talep artışı oldu ve eğitim kapasitesi aşağıda belirtildiği gibi hızlı bir artış gösterdi:
1970-1985 Yılları Arasında Zihinsel Engelliler İçin Düzenlenen Kurslar
|
YILLAR |
Sınıf Sayısı |
Öğrenci Sayısı |
|
1970 |
1 |
4 |
|
1971 |
2 |
24 |
|
1972 |
3 |
33 |
|
1973 |
3 |
45 |
|
1974 |
3 |
46 |
|
1975 |
- |
- |
|
1976 |
5 |
55 |
|
1977 |
5 |
58 |
|
1978 |
6 |
60 |
|
1979 |
7 |
70 |
|
1980 |
7 |
70 |
|
1981 |
7 |
70 |
|
1982 |
12 |
96 |
|
1983 |
12 |
96 |
|
1984 |
12 |
140 |
1982' de benzer nitelikli komşu bina satın alınarak 16 yaş sonrası gençlik çağına adım atan öğretilebilir çocukların öz bakım eğitimi başlatıldı. Eğitim ne kadar erken başlarsa o derece yararlı olur ilkesinden hareketle 1978'den itibaren 3 yaş grubu da eğitim programına dahil edildi. Zihinsel engellilik alanında eğitimin yalnız çocuğa yönelik olmayıp, aileyi de kapsamı içine alması gerektiğinden Derneğin bünyesinde ayrıca " Aile Rehberlik " birimi oluşturuldu. Dernek, o yıllarda üniversitelerimizde zihinsel engellilerin eğitimi ile ilgili öğrenim birimi açılmamış olduğu için, bugün öğretim üyelerinin pek çoğunun deneyimlerinin artmasına ve tez çalışmalarını hazırlamalarına hizmet etmiştir. Ayrıca yılda bir kez "Uyanış" adlı bir dergi çıkartılarak, zihinsel engellilik alanında teori ile pratik arasında köprü kurulmaya çalışıldı.
Milli Eğitim Bakanlığının 1990'da zeka düzeyi 50'nin altında öğretilebilir çocuklarıda programa dahil etmesi bu yönde devletin ve gönüllü kuruluşların ilgi alanının genişlemesine katkıda bulundu.
1990’lı yıllarda sürdürülen bu hizmetlere 1997’de yeni bir boyut eklendi ve Başbakanlığa bağlı olarak ‘Özürlüler İdaresi Başkanlığı’ kuruldu. Bu kurum, engellilere yönelik hizmetlerin düzenli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için, ulusal ve uluslar- arası kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak, engelliler ile ilgili ulusal politikanın oluşmasına yardımcı olmak, engellilerin problemlerini tespit etmek ve bunların çözüm yollarını araştırmayı amaç edinmiştir.
‘Özürlüler İdaresi Başkanlığı’ ile ‘Zihinsel Öürlüler Federasyonu’ birlikte bazı çalışmalar yaparak 2002 tarihinde ‘Özürlülerle İlgili Mevzuat’ isimli bir kitap yayınlamıştır. Diğer taraftan, Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı 29 Kasım-02 Aralık 1999 tarihleri arasında ‘1. Özürlüler Şurası’ düzenlemiş, geniş bir katılımla engellilerin sorunları, dengeleyici tedbirler ve geleceğe yönelik çeşitli tavsiye kararları almışlardır. Ancak o tarihten sonra 2. Şura bir türlü yapılamamıştır. 1. Şura’nın etkinlikleri, Özürlüler İdaresi Başkanlığınca ‘Çağdaş Yaşam ve Özürlüler-Komisyon Raporları, Genel Kurul Görüşmeleri’ adı altında bastırılmıştır.
Ayrıca Çocuk Esirgeme Kurumu, zihinsel engelliler için bazı merkezlerde rehabilitasyon ve eğitim merkezleri kurmuştur. Bunların içinde en işlevsel olan ‘Saray Rehabilitasyon merkezinde, zihinsel engelliler içinde eğitilebilir-öğretilebilir olanları, çeşitli eğitim ve öğretim kurslarına tabi tutarak topluma kazandırma faaliyetleri sürdürülmektedir. Bu merkezin bünyesinde galoş üretme, seramik yapımı, tarımsal rehabilitasyon, makrame üretimi, resim yapma faaliyetleri gibi etkinlikler düzenlenmekte ve başarılı olan öğrenciler çeşitli kurumlarda istihdam edilmektedir. Ayrıca bir pilot uygulama niteliği taşıyan ‘Cafe Down’ örneği, istihdama yönelik olarak pilot uygulama işlevi gören önemli bir faaliyet alanı olma yolunda ilerlemektedir.
Örnek Olay
Engelli bireylerin istihdam edildiği ve proje çalışmalarının uzman Sercan ÖZDEMİR , uzman Hasan GÜNEŞ ve Nörolog Dr. Harika ALBOĞA tarafından yürütüldüğü ‘Engelli Bireylerin İstihdam Edildiği Cafe Down Projesi’, Kızılay’da halen uygulanmakta olan ve başarıyla yürütüldüğünü izlediğimiz önemli bir olaydır. Açılmasında yukarıda adları geçen şahısların oldukça zorluk çektikleri, yazdıkları ‘İş Becerisi Kazandırma Programı Örneği: Cafe Down’ isimli makaleden anlaşılmaktadır.
Ekibin ilk faaliyeti, Ocak 1998 yılında başlatılan projenin metninin yazılması olmuştur. 24 Nisan 1998’de eğitilebilir ve öz bakımlarını kazanmış 14 çocukla başlatılan eğitim, 5 yıl kadar sürmüştür. Bu faaliyet, aşağıdaki birimlerin koordineli eğitim faaliyetleri ile gerçekleştirilmiştir:
1) Çocuk gelişimi eğitimi (çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı tarafından),
2) Özel eğitim faaliyeti (özel eğitim öğretmeni tarafından)
3) Sosyal hizmet eğitimi (sosyal hizmet uzmanı tarafından)
4) İş ve meşguliyet birimi terapisi (fizik tedavi rehabilitasyon uzmanı tarafından).
Yukarıdaki eğitim sürecini geçiren 14 çocuk, hijyen ağırlıklı 3 aylık servis ve müşteri ilişkileri eğitimine tabi tutulduktan ve MEB Anadolu Turizm ve Otelcilik Lisesi müdürünün katkıda bulunmasıyla gerçekleştirilen ve %40’ı teorik, %60’ı ise uygulama olmak üzere yapılan eğitim faaliyetini tamamladıktan sonra adı geçen okulun bahçesinde bulunan kafeteryada staja tabi tutulmuşlardır. Bunlardan 3 tanesi fire vermiş, yani başarılı olamadığından guruptan ayrılmıştır.
Bu staj devresi, servisin tanımı, önemi, servis personelinin görevleri, kişisel temizlikleri ve uyması gereken sağlık kuralları, giysileri, servis yaparken kullanacakları araçlar, mekan temizliği ve düzeni gibi konulardan oluşmuştur. Bu staj eğitiminden sonra zihinsel engelli elemanlar, Cafe Down ismi verilen mekanda göreve başlamışlar ve şu anda servis faaliyetlerini sürdürmektedirler. Toplum tarafından oldukça fazla rağbet gören bu işletmede önceleri bazı aksaklıklar olmasına rağmen, şu anda gerçekleştirilen faaliyetler optimum düzeyde fayda ve tatmin sağlamakta, müşteri memnuniyetini sağlayacak hizmetler sunulmaktadır. Bu işletmede, önceleri kendi hizmetlerini aksatan engelliler eğitimden sonra birbirlerine ‘Senin ayakkabın neden boyasız?’, ‘Pantolonun neden ütüsüz?’ gibi ifadelerle uyarılarda bulunarak kendileri eğitim vermeye başlamışlar, müşteriler gelince de oturmalarını, üstlerini çıkarmalarını bekledikten sonra arzularını sorma alışkanlığını elde etmişlerdir.
Yukarıdaki örnek olay, dünyada nadir olan bir istihdam garantili eğitim faaliyetleri zinciri olmasına rağmen, belli bir merkezde gerçekleştirilen, ancak zihinsel engellilerin bulunduğu diğer bölgelerde mevcut olmayan bir etkinliktir. Bu tür faaliyetlerin tüm Türkiye’de uygulanması ve istihdam garantili eğitim faaliyetlerinin etkin bir şekilde yaygınlaştırılması gerekmektedir.
TÜRKİYE İŞ KURUMUNUN (İŞKUR) ZİHİNSEL ENGELLİLER İÇİN YÜRÜTTÜĞÜ FAALİYETLER
Türkiye İş Kurumu, engellilerin işe yerleştirilmelerini veya bağımsız çalışmalarını sağlamak amacıyla da mesleki eğitim kursları düzenlemektedir. Bu bağlamda 1978 - 2002 yılları arasında 6171 özürlünün katıldığı 445 kurs düzenlenmiştir.
Özürlülere Yönelik İşgücü Yetiştirme Kursları (1978-2002)
|
YIL |
KURS SAYISI |
KURSİYER SAYISI |
|
1978 - 1987 |
76 |
1.374 |
|
1988 |
19 |
322 |
|
1989 |
15 |
211 |
|
1990 |
26 |
352 |
|
1991 |
26 |
327 |
|
1992 |
17 |
180 |
|
1993 |
16 |
175 |
|
1994 |
27 |
360 |
|
1995 |
55 |
765 |
|
1996 |
20 |
215 |
|
1997 |
20 |
249 |
|
1998 |
35 |
416 |
|
1999 |
34 |
443 |
|
2000 |
29 |
382 |
|
2001 |
10 |
138 |
|
2002 |
20 |
262 |
|
TOPLAM |
445 |
6171 |
Yukarıda verilen tabloda görüldüğü gibi, Türkiye’de 1978 ile 2002 arasında engelliler için düzenlenen işgücü eğitimi kurs sayısı 445 ve katılımcı sayısı ise 6171’dir. Bu miktarları Türkiye’de bulunan milyonlarca engelliyle mukayese ettiğimizde, düzenlenen işgücü eğitimi kurslarının sayısının ne kadar cılız kaldığını görmekteyiz. Bu kursların içinde zihinsel engelliler için ayrılan kontenjan ise yok denecek kadar azdır.
SONUÇ VE ÖNERİLER
İnsana, insanın sosyal, siyasi haklarına, din ve vicdan hürriyetine saygılı bir anlayışa sahip olan sosyal bir devletin en önemli görevlerinden biri de, vatandaşlarına iş imkanları sağlamaktır. İş imkanlarını bizzat devletin oluşturması şart değildir. Ancak gerek kamu sektörünün, gerekse özel teşebbüslerin istihdam alanlarını sağlamaları için doğrudan ya da dolaylı destekler sunması ve bir takım sosyal politika tedbirleri almasıdır. Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 49. maddesinde '..işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam oluşturmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır' şeklindeki ifadeyle vurgulanarak, sosyal devletin önemli misyonları arasında yerini almıştır.
Anayasa'nın aynı maddesine göre 'çalışma herkesin hakkı ve ödevidir'. O halde sadece fiziki ve fikri açıdan sağlam olanların değil, aynı zamanda sakat olanların da aynı haklardan faydalanması gerekir. Yine Anayasa'nın 61. maddesindeki 'sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler' ifadesinin açıklama kısmında, 'devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır' ibaresi düşülmüş, engellilerin de normal insanlar gibi toplumsal, sosyal ve ekonomik haklara sahip olduğu vurgulanmıştır. Engelliler içerisinde, yardıma ve desteğe en çok muhtaç olanlar ise zihinsel engellilerdir. Devletimiz bu kesim için elbette bazı tedbirler almıştır. Ancak ABD, Almanya gibi gelişmiş ülkelerle mukayese edildiğinde, bu tedbirlerin ve engelliler için uygulanan sosyal politikaların oldukça cılız kaldığını görmekteyiz. Yukarıda belirtildiği gibi, Almanya'da zihinsel engelliler için kurulan iş eğitimi merkezleri ile rehabilitasyon enstitülerinde, zihinsel engellileri çalışma hayatına entegre etmek amacıyla eğitim kursları düzenlenmektedir. Bu kursların amacı, katılımcılara ikamet ettikleri yerlere yakın olan iş imkanları ve istihdam alanları sağlamaktır. İş eğitimi alanlarına yakın yerlerde kurulan rehabilitasyon merkezleri ise, katılımcılara tıbbi tedavi ve çalışma hayatına intibak hazırlıkları ile ilgili oryantasyon kursları vermektedir. Kursiyerler, yeteneklerine göre ikamet ettikleri yerlere yakın iş alanlarında istihdam edilmektedir. Bu koordineli organizasyonun unsurlarını üç aşamalı olarak sayabiliriz.
- İş eğitimi kursları,
- Rehabilitasyon çalışmaları,
- Katılımcıların (Zihinsel engelliler) yeteneklerine göre ikametlerine yakın yerlerde istihdam edilmeleri.
Türkiye'de gerçekleştirilen kurslar ise yukarıdakilerden farklıdır. Zira, kurslar belli merkezlerde ve sınırlı sayıda düzenlenmektedir. Rehabilitasyon çalışmaları yetersiz ve özel şirketlerin inisiyatifine bırakılmıştır ve denetimler yetersizdir. Ayrıca istihdam politikası eksik ve aksak işletilmektedir.
İstihdam politikasında zihinsel engelliler için en önemli handikap, eğitim durumudur. Kurumların engelli kadroları için eleman alımlarında ilköğretim ya da ortaokul mezunu şartı aranmaktadır. Oysa zihinsel engelliler okuma yazmayı bile çok zor öğrenmektedir. Yakın zamandaki İŞKUR ilanlarında ,eleman alımı için öngörülen şartlar içinde, hep bu şart ön plandaydı. Zihinsel engelliler için tek bir iş ilanı bile yoktu, zira ilanlarda hep ilköğretim veya ortaokul şartı aranmaktaydı. Bu durum Anayasa'nın 49. maddesinde yer alan 'çalışma herkesin hakkı ve ödevidir' ilkesiyle çelişmektedir.
Unutulmamalıdır ki, zihinsel engellilerin istihdamı, onların toplumdan soyutlanmasını engellemekte, onları sosyal ve psikolojik açıdan topluma kazandırmaktadır. Bu çerçevede zihinsel engellilerin topluma kazandırılmasında yapılacak faaliyetleri ise aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:
- Zihinsel engellilerin hayata gülümsemeleri için motivasyon sağlamak,
- Gerçekleri olduğu gibi kabullenmeleri ve duruma göre hareket etmelerini sağlamak,
- İş eğitimi ve rehabilitasyon çalışmaları çerçevesinde yeteneklerine göre iş ve meslek seçimi yaptırmak,
- Gerçek çalışma dünyasında zihinsel engellilere yer vermek ve onları topluma kazandırmak.
- Zihinsel engellilerin ailelerine psikolojik ve maddi destek sağlamak,
- Zihinsel engellilerin ebeveynlerine tayin kolaylığı sağlamak (Örneğin zihinsel engelli sbir çocuğa sahip olan bir babanın tayinini, zihinsel engelliler için kurslar düzenlenen merkezlerin olduğu yerlere yapılması konusunda yasal düzenlemeler yapmak gibi)
Bütün bunların gerçekleştirilmesi için devletin öncülük etmesi ve gerekli yasal düzenlemeleri yaparak yürürlüğe koyması ayrıca gönüllü kuruluşların ve işletmelerin gerekli olan bütün destekleri sağlaması gerekmektedir. Bunların gerçekleştirilmesine yönelik yapılacak bu koordineli çalışmaları yürütmek, gerçek anlamda sosyal devlet olmanın olmazsa olmaz kurallarındandır. |